İçeriğe geç →

Evlilik Yıldönümü

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Evlilik yıldönümümüz… Kocamla şık şıkırdım giyindik, şık bir otel restoranında yemek yiyoruz. Bütün hazırlıklarımı yapmışım. Vücut temizliği, bakımı, içimde seksi iç çamaşırları, üstümde göğüslerimi meydana çıkaran, omuzlarımı açıkta bırakan dekolte, incecik bir ipek bluz, dizimin hayli üstünde kloş bir siyah etek, siyah ince çoraplar…

Yemekte iki kadeh alkol alıp, kocamın önceden rezervasyonunu yaptığı odamıza çıkacağız. Güzel bir gerdek gecesi yaşamayı planlamıştık günler öncesinden… Kendimi ve bedenimi bu geceye hazırlamıştım. Bir haftadır kocamla sevişmiyordum, cephanesini biriktirsin, güzel ve uzun bir seks yaşayalım diye… Bu gece seks için yanıyordum adeta…

Mum ışığında yemek tamam, kadehler tamam… Başım dönüyor, sabırsızlanmaya, ıslanmaya başladım, kocamı sıkıştırıp duruyordum. Tam kocayı kaldırıp yatağa atmanın zamanı geldi diyordum ki… Yanımıza janti takım elbiseli, acaip yakışıklı bir adam ve bir kadın oturuvermez mi?

Kocam adamla tanıştırdı. İş yaptığı, daha doğrusu borçlu olduğu şirketin sahibiymiş. Ben nereden çıktı bu herif diye surat astım, kocam n’olur idare et bakışlarıyla bana kaş göz yalvardı, adamla sohbete başladı. Ama sohbet, daha doğrusu adamın söylemleri gitgide sertleşmeye başladı. Meğer benimkinin bu adama müthiş borcu birikmiş, ödeme yapmıyor, adamdan kaçıyormuş.

Yanındaki kadın belli, yolun yolcusu, ağzında sakızı, ucuz dekolte giysileriyle ben orospuyum diye bağıran seksi bir sarışın… İki erkeğin sohbeti sertleşip koyulaşmaya başlayınca adam epey kalınca cüzdanını çıkardı. İçinden aldığı bir kaç tane yüzlüğü kadının eline sıkıştırıverdi bize göstere göstere, kadını yolcu etti.

Bize döndü. Merakla bekleyen kocama ve bana… Elini beline attı, kocaman bir tabanca… Çıkarıp pat diye korkutucu bir sesle masanın üzerine bıraktı makinayı… Önünde duran menü kitabını da üzerine koyarak örttü. Namlusu bize dönüktü.

“Ne diyorsun bakalım, ödeme yapacak mısın?”

Kocam korkudan sıçmış vaziyette… Bense ondan daha kötüyüm. Titriyorum. Yalvarmaya başladı kocam, parası yokmuş, en kısa zamanda ödeyecekmiş, yeminler ediyor.

“Ulan bok herif… Ödeyecek olsan şimdiye kadar öderdin. Avrupa turuna tatile gidecek, bu lüks otelde para harcayacak, sikmelik orospu kapatacak paran varken bana borcunu ödemedin.”

“Orospu değil o… Benim karım dedim sana… Evlilik yıldönümü bugün… Otelde kalacağız bu gece…” diye kekeliyor kocam… Ben hem tırsıyorum, hem öfkeliyim. Orospu ha…? Beni az önce sepetlediği kadın gibilerle karıştırdı herhalde bu piç…

“Daha iyi öyleyse… Borcunun bir kısmını bu geceden ödemeye başlarsın.”

“Nasıl yani?” diyecek oldu kocam… Adamın delici bakışları benim üzerimde dolaşırken, tabancasının namlusunu yine gösteriverdi bize…

“Az önce gördün. Sikmeye hazırlandığım orospuyu senin yüzünden geri gönderdim. Oysa niyeti bozmuştum. Bu gece sikiş yapmalıyım mutlaka… Ben de karını alıp yukarıya çıkıyorum. Ödemenin ilk taksidini bana karın yapacak. Sen burada onu bekleyeceksin. Ne zaman işim biterse o zaman getirir sana iade ederim.

Bir yamukluk yaptığını, itiraz ettiğinizi görürsem seni şuracıkta vururum. Yok, ben yukardayken polis filan karıştıracak olursan, yukarıda karını ben vururum, sonra da adamlarım seni gebertir köpek gibi…”

Şaşırıp kalmıştım, titriyordum. Neden bahsediyordu bu adam? Eyvahlar olsun… Kocam şimdi namus belasına bulaşacak, silaha aldırış bile etmeden adama dalacak diyorum içimden…

Fakat tam aksine… Oturduğu yerde iyice ezilip büzülmüş kocamla birbirimize bakışıyoruz. Gözleriyle yalvarıyor bana… Çaresiz… Korku dolu…

Anlaşıldı olay… Pek namusu için kalkıp adama dalacak gibi görünmüyor kocam… Teslim bayrağını çekmiş şimdiden… Aslına bakılırsa benim de ondan kalır yanım yok… Korkudan ölüyorum. Bir yandan da hızla düşünüyorum… Bu genç yaşımda niye vurulayım ki… Yaşamak varken…

Piç herif de üzerindeki klas koyu renk takım elbise, yakası açık, göğsünü gösteren beyaz ipek gömleğiyle bir yakışıklı ki… İri yarı, kirli sakallı, koca kara gözleriyle, bembeyaz parlayan düzgün dişleriyle, atletik yapılı vücuduyla muhteşem bir şey… Sert maço erkek tavırları da ayrı bir hava…

Bir ona bakıyorum, bir de korkudan titreyen kocamın yemek yerken yağ akıttığı lekeli kravatına… Oturduğu yerden belli olan şiş bira göbeğine… Kıyaslama bile gereksiz…

Kocamdan gözlerimi ayırmadan yavaşça ayağa kalktım sonunda… Çantamı alıp adamın yanına yaklaştım sessizce… Ne karar verdiğimi deklare etmiş oldum erkeklere… İkisinin de gözleri bende…

“Demek kararını verdin güzelim… En iyisi bu zaten… Tatsızlığa gerek yok. Emin ol pişman olmayacaksın. Şimdi, eteğini kaldır, bize altında ne olduğunu göster.” dedi kalın, boğuk bir sesle…

Etrafa bakındım, garsonlar, görevliler uzakta, benim ne yaptığımı göremeyecek mesafede dolanıp duruyorlar. Sırtım salona, önüm erkeklere dönük, dediğini yaptım. Diz üstü eteğimin önünü yavaşça kaldırıp adama ve kocama gösterdim.

Siyah dantelli jartiyer çoraplarım, süslü fırfırlı jartiyerim, minicik, şeffaf, kukumu zor örten transparan tanga külodum… Giyinirken aynada bakmıştım, külodumun şeffaflığından kalp şeklinde kestiğim kıvırcık kasık kıllarımı ve tertemiz yarığımı gördüklerinden emindim.

“Şimdi de üstündekini indir biraz, memelerini göreyim.”

Parmağımı degajeme takıp memelerim görünecek şekilde indirdim. Kabarmış meme uçlarımın zorladığı ve göründüğü siyah transparan kumaştan sütyenim meydana çıktı. Portakaldan iri memelerimi zor tutuyordu sütyen…

“Çok güzell…” diye inledi yakışıklı… “Öylece kal, kıpırdama…”

Tabancasını alıp beline soktu. Dışarıdan görünmemesi için ceketinin eteğini üstüne örtüp ayağa kalktı, arkama geçti. Elini omuzuma attı. Boynumda ve kulak mememde sıcak nefesini hissederek ürperdim.

“Kocanın faiz borcunu ödemeye hazır mısın jartiyerli fahişe?” diye fısıldadı.

Cevap vermedim önce… Kocama baktım. İtiraz etmesini, masayı tekmeleyip fırlamasını beklerdim bunca yıllık evliliğimizin hatırına… Bırak fırlamayı, itiraza bile yeltenmemişti domuz…

Borcu için, kirli paraları için, boktan hayatını kurtarmak için beni feda etmeye hazırdı. Düpedüz para karşılığında beni satmış oluyordu kocam… Pezevenk herif… Adam omuzumu sıkarak tekrar sorunca yanıtladım…

“Evet… Hazırım…” dedim ürpererek… Gözlerimi kocama diktim sonra, büyük bir kinle, tıslayarak, “Ama bir şartım var. Kocam da yanımızda gelsin. Karısının borcunu nasıl ödediğini kendi gözleriyle görsün.”

Adam bir kahkaha attı. Bir eliyle göğsümü avuçlarken, diğer elini önüme uzatıp kasıklarımı okşadı, tanga külodumun üzerinden kadınlığımı avuçlayıp sertçe sıktı. Parmaklarını külodun kumaşıyla beraber kadınlığımın dudaklarının arasından geçirdi. İnledim.

“İyi fikir…” dedi. “Hadi gel bakalım dostum… Ben karının bu güzel amcığını sikerken seni de yanımızda istiyoruz. Baksana, nasıl ıslanmış, yarak istiyor karıcığının amı…”

Elini uzatıp parmaklarının ıslaklığını gösterdi kocama… Gerçekten ışıkta pırıl pırıl parlıyordu parmakları… Kocamla sevişirken dakikalarca önsevişme yaparak, öpüp yalayarak girişe hazırlamasıyla ancak ıslanmaya başlardı kadınlığım… Oysa bu kaba, nobran, yakışıklı adamın bir sözü, kulağıma bir nefesiyle amcığım sırılsıklam olmuştu bile…

“Aç ağzını güzelim… “ diyerek parmağını ağzıma dayadı, etli kırmızı rujlu dudaklarımı zorlayarak soktu. Dilimde kendi zevk suyumun tadını aldım. Kışkırtıcı…

“Hadi bakalım benim güzel, ev kadını fahişem… Yukarı çıkalım. Sen de düş önümüze dostum. Bu seksi karınla hesap göreyim biraz… Senin önünde hesabımı keseyim, ödemediğin borcunun faizinden bir miktar düşeyim.”

Kocam önümüzde, adamın kolu belime sarılmış, eli kalçalarımı okşaya sıka asansöre ilerledik. Yukarıya, kocamla sevişmeye niyetlendiğimiz gerdek odamıza doğru yola çıktık.

Restoranın görevlileri hayretle bize bakıyorlardı. Bir saattir karı koca başbaşa mum ışığında yemek yediğimiz halde, yukarıya koca önde, karısı başka bir erkekle kucak kucağa, odaya çıkıyoruz. Şaşırmakta haklılardı doğrusu… Ama pek onlara aldıracak durumumuz yoktu.

Evet, günlerdir tasarladığımız gibi bu gece, bir otel odasında seks yapacak, sevişecektim. Ama kocamla değil, yabancı bir erkekle… Hem de kocam izlerken… Hem de evlilik yıldönümümüzde…

Asansörün kapısı kapanır kapanmaz adam beni kendine çekti. Kollarını bir cendere gibi bedenime sımsıkı sararak dudaklarıma yumuldu. Vahşice öperken elini eteğimin altına daldırmış, kalçalarımı yoğuruyor, bedenimi önündeki kabarıklığa bastırıyordu.

Dayanamadım, zevkle karşılık vermeye başladım ben de… Kollarımı boynuna dolayıp ağzımı açtım, hırslı dilinin dudaklarımdan içeri girmesine, dilimi okşamasına izin verdim.

Şehvetle öpüşüyorduk. Gözümün ucuyla lüks otelin lüks asansörünün kristal aynalarla kaplı duvarlarında kendimi görüyordum. Yabancı bir erkeğin kollarında, bir fahişe gibi öpülen, okşanan bir Gül…

Adamın eli eteğimin altında, her yerimi kurcalıyordu. Jartiyerimin ve siyah ipek çorabımın dantelleri, tanga çamaşırım… İç açıcı, tahrik edici ve kışkırtıcı bir manzara… Kocam da yanımızda, göz ucuyla bize bakıyor sümsük sümsük… Bir elini önüne kapatmış, bize bakarken penisi mi sertleşti ne?

Sonunda asansör katta durdu, odamıza ilerledik. Kocam daha önce resepsiyondan aldığı kartı cebinden çıkararak kapıyı açtı, bize yol vererek girmemizi bekledi. Birbirimize sarılmış vaziyetteydik. Adam durdu, bir anda beni kucağına alıverdi. Düğünden çıkmış yeni evli bir çift gibi kocamın açtığı kapıdan girdik. Dudaklarımdan öperek,

“Madem gerdek odasına giriyoruz, usulüyle yapalım yavrum” dedi. Yavaşça yere bıraktı beni… Kocam da arkamızdan girdi, kapıyı kapattı. Bize bakıyordu. Adam elini cebine attı, bir yüzlük çıkarıp kocama uzattı.

“Al şu bahşişini pezevenk herif…” dedi. “Üstünde ne varsa çıkar, sonra da şu koltuğa otur bakayım.”

Kocam önce durdu, sonra çaresiz parayı alıp dediğini yaptı. İki dakikada külotla kalmıştı.

“Donunu da… Çırılçıplak dedim gavat…” dedi adam. Onu da çıkardı. Elleriyle o her damarını ezbere bildiğim yarı kalkık erkekliğini örtmüş vaziyette, karşımızda duruyordu.

“Koltuğa!” komutunu yineledi. Kocam gitti, gösterdiği yere oturdu.

Adam etrafına bakındı. Lüks döşenmiş otel odasını süzdü, kadife ağır perdelerin yanına gitti. Perdeleri bağlayan sarı sırma kordonu püskülüyle beraber söküp geldi. Kocamı sımsıkı, adeta salam gibi bağladı o kalın kordonla…

“Şimdi oldu” dedi. “Ben ne yaparsam yapayım, emir vermedikçe bu koltuktan kıpırdamayacaksın. Bizi izleyeceksin. Tamam mı dümbük?”

Kocam onay anlamında başını sallayınca yatağa gidip oturdu. Gözleri bendeydi şimdi… Belinden tabancasını çıkarıp bana doğru tuttu,

“Sıra sende canım… Yavaş yavaş soyun bakayım. Bluz ve eteğini çıkar. Ama yavaş… Sindire sindire… Her yerini görmek istiyorum. Sikeceğim malı görmem lazım…”

Onun bu kaba, aşağılayan, küfürlü sözleri beni kızdıracağına daha beter tahrik ediyordu. Dediğini yaptım. Gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan, yavaş hareketlerle önce üstümdeki ipek bluzu çıkarıp attım. Sonra da eteğimin kopçasını açtım, kalçalarımı kıvırarak eteğimi yavaş yavaş indirmeye başladım. Kalçalarımın şişkinliğinden kurtulan etek hışırtıyla bacaklarımı okşayarak aşağıya, ayaklarımın dibine düştü.

Adam yatağa yarı uzanmış, bir tabancasında, diğer elini pantolonun önündeki kabarıklığa götürmüş, kalkmış penisini okşayarak hayran gözlerle beni izliyordu. Koltukta oturan çıplak kocam da öyle… Önündeki alet havaya dikilmişti. Sevgili karıcığı yabancı bir erkeğin önünde soyunuyordu.

“Sütyenini çıkar şimdi fahişe…” diye hırladı adam…

Şeffaf, zaten meme başlarımı gizleyemeyen sütyenimin kopçasını açtım. Yine yavaşça çıkarıp adama doğru fırlattım. Portakal büyüklüğündeki, irileşmiş pembe uçlarıyla memelerim şimdi erkeğin aç bakışlarının hedefindeydi. Ellerimi kaldırıp şöyle bir okşadım, sütyenin baskısından kurtulan memişlerimi rahatlatmaya çalıştım.

“Uhhh…” diye inledi gözleriyle beni sikmekte olan adam… Havada kaptığı sütyenimi burnuna götürerek kokusunu içine çekti. “Harikasın bebeğim. Tam bir sik kaldıransın sen…” Önündeki tümsek pantolonunu zorluyordu şimdi… “Baksana bana neler yaptın? Sikim taş gibi oldu senin yüzünden…”

O da eliyle okşayıp aletini rahatlatmaya çalışıyordu benim memelerime yaptığım gibi… Kocama baktım, o adamdan daha berbattı. Eli kolu bağlı olduğundan taş kesilen sikine dokunamıyordu bile zavallı… Adama döndüm,

“İstersen seni de soyayım, rahatlamak istersin sen de…” dedim şuh bir sesle… Gözleri parladı, uzandığı yerde yayıldı iyice… “Akşamdan beri o pantolonun içinde ne olduğunu merak ediyorum…”

“Ne duruyorsun öyleyse? Merakını gider bari…” diye yanıtladı beni…

Yüksek topuklu iskarpinlerimin üzerinde yaylanarak, kalçalarımı çalkalayarak yatağa ilerledim. Dantelli jartiyerimin tuttuğu ince siyah parlak çoraplarım ve kabarmış kadınlığımı saklayamayan ince ağıyla tanga külodumdan başka giysi yoktu üzerimde…

Eğildim, önce ceketini çıkardım, sonra gömleğinin düğmelerini yavaş yavaş çözdüm, adamın yardımıyla çıkarıp attım. Göğsü hariç kılsız, tüysüz, fakat hayli kaslı bir vücudu vardı. Tam istediğim, hayran olduğum gibi… Omuzlarını, göğsünü okşayarak aşağıya indim. Dizlerimi kırmadan biraz daha eğilip pantolonun kemerini ve fermuarını da açtım.

Elindeki ağır tabancayı namlusundan tuttum. Gözlerimi gözlerinden ayırmadan silahını yatağa, yan tarafına koyması için zorladım onu… İki elini iki yana koyup kalçalarını kaldırınca bana da pantolonu bacaklarından sıyırmak kaldı.

Baksırının önündeki açıklıktan penisi dışarıya çıkmış, bana bakıyordu. Dimdik, kalın, damarlı, kocaman bir başı olan harika bir erkeklikti. Hatırı sayılır bir uzunluğu vardı, oturduğu yerde aletinin başı neredeyse göbek deliğine değmek üzereydi.

“Mmmm…” dedim beğeniyle… Harika bir manzaraydı önümdeki…

“Beğendin galiba…” dedi. “Kocanın çüküne pek benzemiyor değil mi?” Gülümseyerek kocama ve önündeki alete baktım.

“Kesinlikle benzemiyor canım” dedim. Elimle penisini tutup hafifçe sıktım. “Bu bir çük değil çünkü… Tam bir yarrak… Erkek yarrağı…” dedim. Baksırı da çıkardım.

Eğilip başına bir öpücük konduruyordum bu arada… Uzun sarı saçlarım adamın kasıklarında, dudaklarım da penisinin başındaydı. Dudaklarımı aralayıp başını içeriye aldım. İnledi. Koyverdim ben de… Dilimi çıkarıp yalıyor, ağzıma alıp emiyor, sokabildiğim kadar boğazımın en derinlerine kadar sokmaya çalışıyordum.

Sonunda saçlarımı kavrayıp başımı çekti aletinden… Tükürüklerimden pırıl pırıl parlıyordu koca alet… Oyuncağı alınmış gibi, küskün küskün yüzüne baktım. Engel olduğu için, yeteri kadar yalayamadığım için kızmıştım ona…

“Bu kadar yeter… Kalk şimdi…” dedi.

Doğrulup kalktım. Yarı çıplak önünde duruyordum. Doğrulup ellerini belime, belimdeki ince altın zincire, kalçalarıma götürdü, okşadı. Burnunun ucu kasıklarımda dolaşıyordu.

“Ulan ne seksi karısın bee… Şu belindeki altın zincirin, ayağındaki halhalınla öyle sikilesi görünüyorsun ki… Senin gibi orospu sikmedim şimdiye kadar… Seni sabaha kadar sikebilirim inan olsun…”

Kalçalarımdaki ellerini önüme getirdi. Tanga transparan külodumun üzerinden yine kadınlığımı avuçladı. Bu kez inleme sırası bendeydi. Parmaklarını külodumun bel lastiğine geçirip bir anda iki yana ayırdı. Paris’ten kocamla beraber seçip aldığımız pahalı çamaşır bir cayırtıyla kopuverdi. İki parça halinde hayvanın pençelerinin arasındaydı şimdi külodum…

“Amcığını yalayıp suyunu içmek istiyorum aslında… Hem de çok istiyorum. “ dedi o şehvetten boğuklaşmış, çatallanmış sesiyle… Ben de aynı tonda yanıtladım, fısıltıyla,

“Yala öyleyse… Ne duruyorsun?”

“Şimdi olmaz fahişem… Dilimin ucunu değdirsem boşalacaksın. Amcığının suyu bacaklarından akıyor.”

Haklıydı ne yalan söyleyeyim… Adam sikini sokmadan boşalabilirdim, öylesine şehvet kaplamıştı her yerimi… Kadınlığımdan akan su yol yol bacak içlerimden süzülmeye, çorabımı ıslatmaya başlamıştı.

“Otur Gülüm… Yarrağıma otur… İkisi de birbirini istiyor. Kavuşturalım onları…”

Kocama baktım, sesini bile çıkarmadan bizi izliyordu. Çırılçıplak, kolları bağlı, çaresiz… İnadına, domuzluğumdan, beni borcu karşılığı bu adama satan kocama,

“Ne diyorsun aşkım?” diye sordum. “İstersen bırakalım, bu odadan çıkıp gidelim. Yoksa… Dediğini yapıp oturayım mı? Siksin mi bu adam beni? Bu koca yarağını amıma gömsün mü? Karar senin… Bu koca yarağı yersem, artık hep isterim bunu… Senin çükün zevk vermez, istemem artık… Son kararını ver canım… Karıcığını siksin mi bu adam?”

Çaresizce oturduğu yerde kıvrandı kocam… Aslında zaten yapamayacağımı biliyor olmalıydı. Hem adam bırakmazdı, hem de ben… İş bu raddeye geldikten sonra bırakamazdım. Bu adamın altına yatmadan gidemezdim. Bu güzel siki yemeliydim mutlaka…

“Senden ses çıkmadığına göre günah benden gitti sevgilim…” dedim. “Bundan sonra olabilecek her şey senin yüzünden olacak. Senin sayende olacak. Bana asla hesap soramazsın bu yüzden, anlaşıldı mı?”

Hemen önümde duran havaya dikilmiş heykel gibi aletin başını, parmak gibi damarlı gövdesini okşuyordum bir yandan hayranlıkla,

“Şimdi oturduğun yerden bizi izle… Karın bu güzel yarağın tadına bakacak. Zevk alacak bebeğim. Ohh… Hem de çok zevk alacak…”

Ellerimi adamın çıplak omuzlarına koyarak bacaklarımı araladım. Tam penisin üzerine konumladım kendimi… Hafif alçaldım. Uzun bacaklarım, yüksek topuklarımla dizlerimi birazcık kırmam yetmişti hedefe ulaşmama… Başı kadınlığımın dudakları arasındaydı şimdi… Elimle penisin kalın gövdesinden tuttum, başını ıslaklığıma sürttürdüm. Pezevengime seslendim inleyerek,

“Offf… Kocacımm… Çok büyük bu… Zorlayacak beni…” Kocam tısladı,

“Siktir orospu. Evdeki koca zenci vibratörü amcığına sokan sen değil misin? Bunu haydi haydi alırsın. Herifi zevke getirmeye çalışıyorsun amına koyduğumun karısı…” Adam altımda inliyordu,

“Evet amına koyduğumun karısı… Tatava yapmayı bırak da, al şu yarrağımı… Beklemekten imanım gevredi artık. Zenci yarrağı ha? Amına koyarım senin, sok şunu…”

“Merak etme sevgilim, amıma koyuyorsun zaten şu anda… Ohhh… Ama hakikaten büyük sikin var bebeğimm… Gerçekten zorlanıyorum. Hele ayakta olunca, amım daralıyor, sikin büyüyor sanki, çok fena…” Kocama sataşmayı da ihmal etmedim bu arada,

“Zenci vibratörü kendi için getirdi bu pezevenk… İki bana kullandırdıysa bir de kendi kullandı. Fantazi diye diye bana sikini yalattırırken vibratörü de kendi götüne soktuyor bu puşt, bildiğin gibi değil…” Ben böyle söyleyince bir kahkaha attı adam,

“Vay azgın orospular vay…” diyordu bir yandan… “Merak etme, senden sonra kocanı da sikerim, senin intikamını alırım güzelim. Hadi, şimdi sok bakalım benimkini, göreyim nasıl alacaksın…”

Dudaklarımı ısıra ısıra alçaldım. Alçaldım. Koca alet kadınlığımı yara yara içimde kaybolmaya başladı. Başı içimi yarıyordu. Parmak gibi kabarmış damarlarını bile hissedebiliyordum vajinamda…

Sonunda pembe kasıklarım ve ıslak klitorisim erkeğimin kasık kıllarına ulaştı. Başı içlerimi zorluyordu. Boynuna sımsıkı sarılıp bir nefes koyverdim.

“Ahhh… Yardın içimi…” diye inledim. “No’lur kımıldama, biraz alışsınlar birbirlerine…”

Fakat kendim bekleyemedim ki… Omuzlarından tutup geriye, yatağa uzattım. Sonra da aletinin üstünde yaylanmaya başladım. Ufak ufak başladım önce… Sonra hızlandım, hızlandım.

Tadına doyamıyordum. Öyle zevk veriyordu ki… Şehvet duygusu her yerimi kaplamıştı tepeden tırnağa şehvet kesilmiştim. İnliyor, bağırıyor, kalçalarımı değirmen gibi çeviriyordum. Mümkün olabilecek her santiminden zevk alıyordum erkeğimin penisi içimi yara yara gidip gelirken…

Artık dayanamıyordum. Gelmek üzereydim. Anladı piç… Belimden tuttuğu gibi bir hamlede kaldırdı sikinin üstünden… Yan tarafa yatağın üstüne fırlatıverdi bohça gibi…

“Orospu çocuğu… Ne yapıyorsun piç herif?” diye bağırdım.

Hayatta en nefret ettiğim şey olmuş, orgazma tırmanırken yarıda kalmıştım. Deli gibiydim, bacaklarımı kıstıra kıstıra kıvranıyordum yattığım yerde… Oysa gülüyordu halime… Önündeki ıslak yarrağıyla önümde durmuş bana bakıyordu. Eğilip saçlarımdan tuttu, çekiştirdi,

“Yalvar orospu… Seni sikmem için bana yalvar… Yoksa sikmem seni…”

Ah, dediğini yapmaktan başka çarem yoktu, yoksa sikmeyecekti bu adam beni… Dediğini yapacak gibi bir tipi vardı zaten… Tabancasını çıkarıp vururum dediğinde de, şu anda sikmem dediğinde de, sözlerinde bir ağırlık, ciddiyet vardı. Bu adam söylediği şeyi yapardı. Bacaklarımı ellerimle tutup iki yana ayırdım, düpedüz yalvardım,

“Hadi aşkım… Erkeğim… Yalvartma beni… Sik nolur… Sik beni… O yarrağını geçir bana…”

“Gerçekten istiyor musun? Kocanın önünde bağırta bağırta sikeyim mi seni?”

“Ohh… Evettt… Sikkk… Kocamın önünde sik… İstersen kocamı da sik… Ne istersen yap… Ama sik beni artık… Dayanamıyorumm… Ooohhh…”

“Senin güzel amcığın varken kocanın kuru götünü ne yapayım aşkım? Merak etme, sikicem seni…”

Gülümseyerek ilerledi, bacaklarımı iki yana ayırıp arasına girdi. Önündeki taş gibi aletini bir hamlede ıslak, dudakları istekle titreyen kadınlığımın içine gömdü.

“Hııhhh…” diyebildim.

Nefesim kesilmişti. Konuşmak ne kelime, nefes bile alamıyordum. Sonra inip kalkmaya, beni pompalamaya başladı. Sürekli… Acımadan… Bağırmalarıma aldırmadan…

Yara yara sokuyor, eze eze dibime vurdurup bir hamlede vajinamdan çıkarıyordu aletini… Fırtına gibiydi. Bir hızlanıyor, bir yavaşlıyor, delirtiyordu beni altında… Kah ayaklarımdan tutup bacaklarımı ikiye ayırıyor, öyle köklüyor, kah üstüme kapanıp nefessiz bırakmak ister gibi ezerek sikiyordu.

Tırnaklarımı sırtına gömüyordum, zevkten şehvetten deliye dönmüştüm. Sonunda orgazma ulaştım. Tüm vücudum sara nöbetine tutulmuş gibi, rüzgarın önündeki yaprak gibi titriyor, sürekli kasılıyordum. Dakikalarca sürdü… Hayatımda böyle zevk aldığımı hatırlamıyordum.

Gözlerimi açtım. Böyle bir şey olamaz. Kendimden geçmişim. Yarı ölüm gibi bir şeydi yaşadığım… Adam yanımda yan uzanmış, sikini okşayarak bana bakıyordu. Kocam da öyle, ter içinde kalmış, gözlerini bana dikmişti. Aleti önünde taş gibi havaya bakıyordu. İki erkek de boşalmamıştı. Benim boşalmamı izliyorlardı.

Her şey tekrar başladı. Kalkıp önüne domalttı beni, aletini bir hamlede kadınlığıma geçirdi. Çığlık atmaya başlamıştım yine… İki eliyle belimi tutmuş, kendine çekiyor köklüyor, tutup boylu boyunca çıkarıyordu penisini… Sürekli… Alttan kökledikçe torbaları klitorisime çarpıyor, kalın başparmağını ıslak ıslak deliğimi kanırtırcasına arkama sokuyordu. Oyuncak bebek gibi önünde sallanıp duruyor, zevkten zevke sürükleniyordum.

“Aaaahhh… Yeteerrr… Yeteerrr…” diye bağırdım. “Boşal artık… Canım yanıyor. Oh, yeter…”

Delirmiş gibiydi adam… Beni, kukla bebeği evire çevire sikiyor, pozisyondan pozisyona geçiyordu. Sonunda yatırıp penisini ağzıma soktu. Gırtlağıma kadar giriyordu alet… Nefessiz kalıyor, bir soluk alabilmek için çırpınıyordum.

Saçlarımdan tutmuş, kendine çekiyor, bir kaç saniye öyle havasız bırakarak bekliyordu. Ben nefes almak istedikçe boğaz kaslarım bademciklerime temas eden penisin başını eziyordu. Gözyaşlarım rimellerime karışmış, tükürük, salya tüm salgılarım köpükler halinde fışkırıyordu.

Hissediyordum, gelmek üzereydi. Bir an önce boşalması için dua ediyordum. Ağzımı sikmeyi bıraktı, çevirip bacaklarımın arasına girdi. Bir hamlede acımasızca soktu penisini…

Nefes alabildiğime memnun olmuş, rahatlamış, içimdeki erkekliğinin zevkini çıkarmaya başlamıştım şimdi… Tekrar tekrar orgazm oldum altında… Tekrar tekrar o küçük ölümü yaşadım. Durmadan, dinlenmeden sikiyordu beni…

En sonunda böğüre böğüre boşaldı. Sıcak spermleri alevden lav ırmakları gibi içime akmaya başladı. İki eli iki göğsümde, acıtarak sıkıyor, kalçaları taş kesilmiş, içindeki tüm spermi rahmime boşaltmak istercesine penisini içime saplamış vaziyette hareket etmeden duruyordu. Bacaklarımın arasında kasılıp duran o sert, daracık erkek kalçalarını okşadım rahatlatmak istercesine…

İçimdeki spermler süzülürken yine orgazm şimşekleri çaktı beynimde… Kalçalarımı oynata oynata gidip geldim halsiz halsiz… Son kasılmadan sonra kendimi yatağa bıraktım.

Üstümden kalktı. Gidip kocamın kollarını çözdü. Tutup yanıma getirdi.

“Benim işim bitti yavrum” dedi. “Hadi şu pezevenk kocanı da boşalt da rahatlasın zavallı… Çatlayacak yoksa… Bana bak, kadınımın üstüne boşalma, yoksa yatırır götünü sikerim senin puşt herif…”

Kocam yanıtımı bile beklemeden yatağa tırmanmış, sikini ağzıma dayamıştı bile… Daha dilimin ucunu değdirir değdirmez boşalmaya başladı zaten… Gerçekten patlamak üzereymiş zavallı… O da dizlerinin üstünde yatağın kenarından yere, halının üstüne püskürttü döllerini…

Erkeğim yeni boşalmış hala inmemiş penisini sallaya sallaya yanımıza geldi. Yatağın üzerindeki tabancasını aldı, beni de kaldırdı yataktan, kucağına alıp banyoya götürdü… Ilık suyu açıp küvete girdi. Beni de kendine çekip özenle küvetin içinde kucağına yatırdı. Sonra da içeriye seslendi,

“Bana bak pezevenk… Oda servisini arayıp şampanya sipariş et. Sonra da halının üstüne kıvrıl yat sen… Bizim işimiz çok… Sabaha kadar buradayız. Seksi karını sabaha kadar sikeceğim bu gece… Sabah seni uyandırırız merak etme…”

Yükselmeye başlayan ılık suyun içine banyo köpüğünü boca ediyordu bir yandan da… Kucağında uzanıp kaldım. Mutluydum. Hayatımda hiç olmadığım kadar mutlu…

“İyi ki boynuzlu kocam borcunu ödememiş bu koca yaraklıya…” diye geçirdim içimden… “Yoksa bu geceyi yaşamayı, bu sikişi anca hayalimde görürdüm.”

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kategori: Sex Hikayeleri

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

bahis siteleri canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis sakarya escort sakarya escort güvenilir bahis siteleri casino slot kaçak bahis siteleri güvenilir bahis siteleri canlı bahis