İçeriğe geç →

Adanalı Hanımağa 8

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Adanalı Hanımağa 8
Dudaklarımı kanatırcasına emerken karşılık veremiyordum çünkü şaşkınlıktan donakalmış gibiydim. Sımsıcak nefesi yüzümü yakıyordu. Sanki beni öpmüyor bir vampir gibi canımı yakıp kanımı emmeye çalışıyordu. Ellerim iki yanımda sarkık haldeydi, ona dokunamıyordum bile.

Nihayet öpme faslı bittiğinde başımı geriye itti sertçe. Yaşadığım şaşkınlık ve heyecana karşın Hanımağa sanki bir şey olmamış gibi gayet sakin ve rahattı. Karşımda alaycı gülümsemesi eşliğinde bana bakıyordu. Derken okkalı bir tokat daha patladı sol yanağımda.

“Ben bir Hanımağa’yım. Güçlüyüm, zenginim, ne istersem onu yaparım. İnsanlara hükmederim. Sen beni basit bir kadın mı sandın ki öyle öpmeye, sahip olmaya kalktın. Beni tanıyamadın mı daha? Ben istemeden hiçbir şey olmaz!” dedi evin içini çınlatırcasına. Ne diyeceğimi bilemedim. Ancak yeni bir tokat atmaya hazırlanırken elimi kaldırıp engel oldum, daha fazla tokat yemeye niyetim yoktu. Hemen ardından da ben onun suratına okkalı bir tokat attım.

Sarı saçları dalgalanıp yüzünü kapladı, başı yana döndü, olduğu yerde sendeledi. Kendine geldiğinde yüzü kızarmıştı. Gözleri ateş saçıyor gibiydi. Nefretle bakıyordu bana. Kollarından sıkıca tuttum ve kendime çekip dudaklarını öptüm. Kurtulmaya çalıştı, debelendi ama başaramadı. Az önce dudaklarımı emerken şimdi kendi dudaklarını sıkı sıkı kapatmıştı. Ne yapmaya çalıştığını anlayamadım. Öpmeyi bıraktım ve geriye ittim onu.

Öpmem değil ama yediği tokat onu sarsmıştı. Sinirden kudurmuşa benziyordu. Hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Derken yaklaştı ve yeniden başımı iki yandan kavradı, dudaklarımı emmeye başladı. Deli gibi emiyordu onları, vakumluyordu. Az önce şaşkınlıktan karşılık verememiştim ama şimdi ellerimi beline attım. Öpmesine yanıt verdim. Ayakta ateşli bir halde öpüşüyorduk artık.

Ağzının içine uzattığım dilimi kökünden koparmaya çalışır gibi emiyor, ısırıyordu. Başımı mengene gibi sıkmıştı ellerinin arasında. Bense belini, sırtını ve ardından da götünü avuçlayıp okşadım. Dolgun götüne bastırdığımda hafif bir inilti dudaklarından yayılır gibi oldu.

Beni nefessiz bırakana kadar emdi dudaklarımı. Sonunda dayanamadım ve onu geriye itmek zorunda kaldım. Gözlerinde aynı nefret mi sevgi mi olduğunu anlayamadığım çılgın bir bakış vardı. Vahşi bir hayvan gibiydi. Soluk soluğa kalmıştı. Dağınık saçlarını geriye atıp yaklaştı ve yeniden öptü dudaklarımı. Ama bu kez daha sakindi.

Karşılıklı öpüşmeye başlamışken ellerimi elbisesinin altına attım ve götünü okşadım bikinisi üstünden. Ardından da bikininin altına soktum ve göt yanaklarını kavradım sıkıca.

45 yaşında olmasına rağmen göt yanakları sıkıydı. Onları avuçladıkça olduğu yerde sarsılıyordu Hanımağa. Götünü hamur gibi yoğururken boynunu öpmeye başladım. O da ellerini tişörtümün altına sokup sırtımı okşamakla meşguldü şimdi.

Ellerimi götünden çektim biraz sonra ve askılı elbisenin askılarını çektim aşağı, sıyırdım. Bikininin üst kısmıyla kalırken onu da hızlı bir hamleyle aşağı sıyırdığımda şişkin ve uçları etli memeleri açığa çıktı. Memeleri de teni gibi beyazdı. Yuvarlak pembe meme başlarının ortasında biraz daha kırmızıya çalan rengiyle meme uçları vardı. Memeleri yaşından dolayı biraz sarkık olsa da pörsümemişti, içleri dolgundu ve birbirinden ayrık duruyordu. O nedenle bikininin ortasındaki ip gerilmişti yay gibi.

Eğildim ve memelerini emmeye başladım. Ellerimi de yeniden götüne attım. Hanımağa kendini bana yaslamaya çalışıyor, memelerini daha yoğun ve güçlü emmem için söyleniyordu. Her iki memesini iştahla emerken şortumun altındaki yarağım çoktan dikilmiş kalkmıştı, çadırı dikmiştim. Hanımağa da bunun farkına varmıştı. Sağ eli alta kaydı ve şortumun içine soktu. Az sonra maharetli eli yarağımı sıkıca kavramıştı, onu okşuyordu sertçe.

Aldığım sıcak nefesler birbirini takip ediyordu. Ne Ecem, ne Natali ne de Yasemin bana bu kadar heyecan vermemişti. Hanımağa benim için kedinin ulaşamayacağı ciğer ya da yasak bir elma gibiydi ama şimdi durum tamamen tersine dönmüştü. Tüm vücudu ellerimin arasındaydı, ona sahip oluyordum.

Ayakta daha fazla devam edemeyecek hale geldik bir süre sonra. Elimden tuttu ve yatak odasına sürükledi. Cam üstten açık, perde çekiliydi. Hanımağa üstündekileri çıkartırken camı kapadım, ardından tişörtümü ve şortumu indirdim. Okşadığı kalkık yarağıma baktı bir süre, güldü. Az sonra çırılçıplak halde karşımdaydı. Amı kabarık ve tıraşlı, tertemizdi. Yukarıdan aşağı doğru inen derin bir yarığı andırıyordu amı bu haliyle. Yarığın ağzı ise kapalıydı.

Onu yatağa uzandırdım sırtüstü, bacaklarını iki yana açtı iyice. Bu sayede amının yarığı da iki yana açıldı usulca ve amının hafif kararmış ince dudakları ortaya çıktı. Yanına uzandım ve dudaklarından öpmeye başladım. Sağ elimi ise alta atıp amını ovalamaya koyuldum.

Hanımağa’nın kapalı gözleri açıldı, yoğun ve tiz bir inilti koyuverdi. Orta parmağımı yavaşça soktum içine. Amı fırın gibi sıcak ve bir sünger gibi ıslaktı. Parmağımı götürüp getirmeye başladım içinde. Hanımağa gittikçe zevke geliyordu. Dudaklarımı yeniden bir vampir gibi emmeye, ısırmaya başlamıştı.

Dudağımda bir acı hissettim az sonra. Aldığı zevkle ısırmıştı. O zaman memelerini emmeye, yalamaya başladım. Aksi halde dudaklarımı parça parça ısırıp koparacak gibiydi. İki yana açtığı uzun bacaklarını sağa sola oynatıyor, kasıklarını sıkıyordu. Amı genişti, yıllardır dul olduğu halde dar değildi. Parmağımı rahatça oynatıyordum içinde ve gittikçe de kolaylaşıyordu. Hanımağa’nın amı sulanmış, vıcık vıcık yapışkan zevk sıvısı akmaya başlamıştı.

Ağzımdaki memelerini emiyor, uçlarını vakumluyordum. Her iki memesini kavrayıp ağzıma daha da almamı sağlamaya çalışıyordu şimdi. Bir bebek gibi emiyor, uçlarını yalıyordum.

Kısa bir zaman sonra Hanımağa “Sik artık ulan, sik!” demeye başladığında doğruldum. Doğrusu ben de daha fazla devam edemeyecektim. Bacaklarının arasına yerleştim. Dizlerimin üzerindeydim. Kalkık yarağımı bir süre sıvazlarken Hanımağa da amını ovalıyor, dudaklarını okşuyordu.

Yavaşça eğildim üzerine ve yarağımı bastırdım amına. İlk anda kafası içine girerken derin, hırıltıyı andıran bir ses çıkardı, gözlerini kapayıp başını geriye attı. Bastırdıkça yarağım dibine kadar girdi amına. O an ben de zevkle inledim. Yarağım Hanımağa’nın diğer bir deyişle karımın teyzesinin amındaydı.

Kendimi üzerine bıraktım ve alttan çalışmaya başladım. Hanımağa’nın elleri sırtımda geziniyordu. Ayaklarını havaya kaldırdı önce sonra da belime attı. Keyifle inliyordu altımda. Şişkin memeleri göğsüme baskı yapıyordu. Kaç yıllık olduğunu bilmediğim eski yatağın gıcırtıları eşliğinde ileri geri yaylanıyorduk.

Dudaklarını ve yanaklarını durmadan öpüyordum. Derken ellerimi alta atıp kalçalarını kavradım, onları sıktım, okşadım. Yarağım amına boydan boya girip çıkıyordu. Zevkli iniltilerimiz birbirine karışıyordu. “Immm, sikk, sikk, uhhh, sikkk!” sözleri dudaklarından dökülüyordu Hanımağa’nın.

Ağır ağır sikiyordum çabucak boşalmamak için. Kendime hâkim olmaya çalışıyordum. Ama Hanımağa bundan hoşlanmamış gibiydi. “Daha hızlı vur, kökle, pompala iyice, hadi!” demeye başlayınca kendimi geri çektim ve amından çıktım. Yarağım amının içinde zevk sıvıları ile kaplanmıştı. Kalçalarından tuttum ve bacaklarını kaldırdım havaya, geriye attım. Amı daha da ortaya çıkarken hemen altındaki göt deliği de göründü. Götünün ağzı temiz ama terden ıslak bir haldeydi. Bir huni ağzını andırıyordu. Huninin ortasında minik kara bir delik süslüyordu manzarayı. Muhtemelen götten deneyim yaşamıştı daha önce. Amından sonra götünün de tadına bakmak istedim.

Havadaki ayaklarını çapraz yapıp sol elimle tutarken sağ elimle yarağımı kavradım ve amına bastırdım. Derin bir iç çekti o anda. Yarağım köküne kadar içine girdiğindeyse dudaklarını ısırır olmuştu. Gidip gelmeye başladım amında. Ayak bileklerini iki elimle tutup ayırdım. Yarağım boydan boya taşaklarıma kadar giriyordu amına. Hanımağa ise sağ elini amına atmış ovalıyordu hızlı hızlı. Sol eli ise memelerindeydi.

Hareketlerimi hızlandırdım. Kasıklarım amının duvarlarında ses patlamaları yaratıyordu artık. “Şop şop şop şop!” sesleri birbirini takip ederken amını gümletiyordum resmen. Eski yatağın ahşap başlığı kırılacakmış gibi ileri geri oynuyordu. Gıcırtılı sesler birbirine karışırken ayaklarını omuzlarıma attım. Öne doğru kaydım dizlerimin üzerinde ve eğildim üzerine.

Hanımağa bacaklarını daha da geriye atıp ayırdı iyice. Götü havaya kalkmış haldeydi. Amına şiddetle pompalamaya başladım. Altımda iki büklüm haldeydi ama halinden çok memnundu. Elleri sırtımda geziniyor, omuzlarımı, yanaklarımı öpüyordu. Kulaklarımı emmekten de geri kalmıyordu.

Hırıltılı iniltilerimiz yatağın gıcırtılarına karışıyordu durmadan. Arkaya attığı bacakları bir baston gibi dimdikti. Ellerimi yatağın üstüne atıp belimi kaldırıp indirdikçe yarağım amını delmeye çalışan bir matkap gibi çalışmaya başladı. Vurdukça inletiyor, gümletiyordum Hanımağa’yı. Onun da istediği buydu zaten. O bir Hanımağa’ydı ve sikilirken bile sertçe, hoyratça sikilmekten hoşlanıyordu.

Ancak bu zevkli anlar boşalmaya adım adım yaklaştığım için sona ermek üzereydi. Son bir gayretle götümü ve belimi yukarı atıp tüm ağırlığımla amına pompaladım. Birkaç sert vuruş gergin kasıklarında patlamalar yaratırken kendimi bayılacak gibi hissettim. Vücudumdaki tüm enerji çekilmişti sanki. Boşalırken Hanımağa’nın üzerine bıraktım kendimi. İnleye inleye son döl damlası amına akana kadar içinde bekledim.

Adana’nın sıcak ve nemli yazında terden sırılsıklam olmuştuk. Hanımağa’nın yüzü kıpkırmızıydı, yüzünde ter damlaları yarış ediyordu resmen. Benim de ondan aşağı kalır yanım yoktu.

Nefes nefeseydim. Dudaklarımız kenetlendi. Yorulmuştuk, o nedenle ateşli bir öpüşme olmadı bu ama daha yoğun ve duygu doluydu. Birbirine aşık iki genç ya da karı koca gibi öpüştük.

Amından çıktım ve yanına uzandım. Başını hemen göğsüme koydu. Hiç konuşmadan göğsümü, karnımı okşadı. Bir dakikaya yakın öyle kaldık. Ardından başını kaldırıp “İyi ki buraya gelmişsin!” dedi gülümseyerek. Çıplak göğsümü öptü birkaç sefer, meme uçlarımı emdi, yaladı. “Hayırdır, azdın mı gene!” dedim saçlarını okşarken. Dudaklarımdan öptükten sonra “Bu daha başlangıçtı!” dedi keyifli keyifli.

Yataktan kalktı, banyoya geçti. Az sonra duşakabine geçmiş yıkanıyordu. Bense kendime gelmeye çalışıyordum. Hanımağa gibi bir kadını sikmiştim. Gurur verici bir olaydı bu. Etrafındaki herkesin çekindiği, korktuğu bir kadını altıma alıp çatır çatır sikmiştim. Onun erkeği olmuştum.

On dakika kadar sonra odaya geldi. Üzerinde beyaz bir havlu vardı. Yatağa oturdu. “Ufff, yoruldum!” dedi. Ardından da “Sen de istersen yıkan, ben sofrayı hazırlayayım, balkonda kafaları çekeriz!” deyince “Tamam!” dedim. Tek kişilik duşakabine geçip yıkandım sıcacık suyun altında. Yatak odasına geçip giyindim.

Hanımağa da giyinmişti. Üzerinde askılı elbisesi vardı yine. Ama bikinisi veya sutyeni yoktu. Memelerinin çatalı meydandaydı. Kurumamış saçlarını kulaklarının arkasına atmıştı. Salonun denize bakan küçük balkonunda sofrayı hazırlamıştı. Sofra dediğim kavun, beyaz peynir, domates, salatalık ve rakıdan ibaretti. Ahşap sandalyeye oturdum. Hanımağa erkeğine hizmet ediyordu. Rakımı kendisi doldurdu. “Sağlığına!” diyerek kadehlerimizi tokuştuk. Buz gibi rakıdan derin bir yudum aldım. Boğazımdan mideme yayılan alev fırtınasına rağmen Hanımağa çok rahattı.

Denizden ve havuzdan çocukların, ailelerin sesleri geliyordu. Etrafta dolaşan insanlar vardı. Hava halen sıcaktı ama ikinci katta olduğumuzdan hafif bir rüzgâr esiyordu.

Balkonda demlenirken ona bu noktaya nasıl geldiğini sordum. Karım anlatmıştı ama bir de kendisinden duymak istiyordum. Rakısından aldığı yudumların arasında hikâyesini anlattı:

“Babam öldüğünde annem daha çok gençti. Güzel, taze bir kızcağız, daha 25 yaşında bile değil… Ben o zamanlar 10 yaşında ya varım ya yokum… Annem başka bir adamla evlendi, ben babasız büyümeyeyim diye… Evlendi dediğim imam nikahı işte, yoksa adamın resmi nikahlı karısı var, çocukları falan var… Adam yani üvey babam anneme ev tuttu, biz oraya yerleştik… Haftada bir iki gece uğrayıp annemin ifadesini alıyordu… Yani anlayacağın koynuna giriyordu…”

“Ama düzgün pabuç değildi. İçki, kumar, uyuşturucu her türlü pislik vardı şerefsizde… Annemi de önce içkiye sonra uyuşturucuya alıştırdı… Geldiği akşamlarda anneme uyuşturucu veriyordu… Kadın bir zaman sonra alıştı, keşin teki oldu… Artık her geldiğinde kendisi istiyordu ondan uyuşturucuyu… Vermediği zamanlarda kavga çıkarıyordu annem, o da annemi dövüyordu…”

“Gel zaman git zaman üvey babam eve başka başka adamlarla gelmeye başladı… Annemi ortalarına alıp dansöz niyetine oynatıyorlar, içki içip uyuşturucu çekiyorlardı… Gecenin bir vakti de adamlar sırayla annemin ifadesini alıyordu… Satmaya başlamıştı yani annemi… Ben korkup odama saklanıyordum onlar geldiğinde… Annem de beni onlara görünmemem için saklıyordu…”

“Ama doğaya engel olamıyorsun… Boyum uzamaya, göğüslerim büyümeye başlamıştı… Tabii üvey babamın gözünden kaçmadı bu… Her gelişinde bana da musallat olmaya başladı… Oramı buramı elleyip taciz ediyordu orospu çocuğu… Ben elinden kaçıp kurtuluyordum ama istese bana her kötülüğü yapacağını biliyordum… Yakında annem gibi beni de satmaya başlayacaktı… Ama gidecek yerim yoktu… Dayım vardı ama o üvey babamdan bile daha şerefsiz bir adamdı…”

“Annem iyice uyuşturucu bağımlısı olmuştu… Artık kendini satmaya başlamıştı… Eve sürekli başka adamlar girip çıkıyordu… İlkokul son sınıftaydım o zamanlar ama okulu terk etmek zorunda kaldım… Bir gün kendi öğretmenimi bizim evden çıkarken gördüm… Annemin müşterilerinden biri de kendi öğretmenimdi… Sınıfta onun yüzüne bakamazdım artık… Bıraktım okulu, gitmedim bir daha…”

“Bir konfeksiyonda iş buldum ama adımız orospu çocuğuna çıktığı için herkes faydalanmaya kalkıyordu. Oramı buramı elleyenler, eteğimi kaldıranlar, karşıma geçip sikini açanlar oluyordu…”

“Sonunda bir gece annemin müşterilerinden biri benim de ifademi aldı zorla… 12 yaşındaydım daha… Herif mahalleden biriydi… Benim yaşlarımda kızı vardı piçin… Annem de şimdinin 3-5 lirasına kendini siktirir olmuştu… Benim yaşımda çocuklar bile sikiyordu onu, annem sayesinde milli oluyorlardı…”

“Üvey babam gelip gitmeye devam ediyordu… Kızlığımın bozulduğunu öğrenmiş tabii, boş durur mu… Bir gece o da sahip oldu zorla… Ondan sonra da satmaya başladı beni… Ana kız orospuya çıktı adımız… Annem benimle müşteri kavgası etmeye başladı o zaman… Adamları benim elimden alıyorsun diye beni evden attı… Bir zaman sokaklarda yatıp kalktım, tabii her sabah başka birinin koynunda uyanıyordum… Bakkalından kasabına, cami imamından şoförüne kadar herkes sırayla ifademi alıyordu…”

“O ara karnım büyümeye başladı… Ben önce kilo aldım sandım ama sonra anladım… Hamile kalmışım… Zar zor denkleştirdiğim parayla bu işleri yapan kadının birine gidip kürtaj oldum… Ama nasıl yapmışsa rahmimi jiletle doğramış resmen… Kan kaybından ölecekken hastaneye zor yetiştirdiler…”

“Epey zaman hastanede yattım… Polis sorguladı, sana bunu kim yaptı falan bir sürü soru sorup durdular… Olmuş gitmiş artık, bu saatten sonra soru sormanın anlamı yok… Doktorlar bir daha çocuk sahibi olamazsın dediler… En çok bu koydu bana… Oturup ağladım günlerce ama sonra bu siktiğimin dünyasına çocuk getirsem ne olacak dedim…”

“Sonra öğrendim ki annem hapse girmiş… Müşterilerinden biriyle kavga edince adamı bıçaklayıp öldürmüş… Hapiste ziyaretine gittim… Çökmüş, bitmiş bir haldeydi… Bana “İstanbul’daki ablanın yanına git, kendini kurtar!” dedi… Düşününce benim de sonumun onun gibi olacağını anladım… Atlayıp otobüse İstanbul’a gittim…”

“Ablam yani senin kaynanan evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış, benden 10 yaş büyük… Evinde sığıntı gibi yaşıyordum… Senin karın daha küçük, ablam da ikinciye gebe… Eniştem denen ibnenin gözü devamlı üzerimde… Anlıyorum, hissediyorum… Sonunda bir gece ablam uyurken bana saldırdı, tecavüz etmeye kalktı… Ama ben önlemimi almıştım önceden… Yastığımın altında bıçakla uyuyordum… Bıçağı çektim, elinden yaralandı… Ablam hemen sabahında evden attı beni… Kocasının pisliğini kabul etmedi, beni suçladı… Ben de Adana’ya geri döndüm…”

“Gidecek, kalacak yerim yoktu Adana’da. Bir zaman eski bir komşumuzun evinde kaldım ama o da çok durmamı istemedi… Hasbelkader bir pavyonda çalışmaya başladım… 13-14 yaşındayım o vakitler… Konsomasyona çıkıyordum… Gece de adamların koynunda sabahlıyordum… Yaşım küçük, serpilip güzelleşmişim, o yüzden en çok müşteriyi ben çekiyorum, para kazanmaya başladım… Diğer kadınların gözüne battım tabii… Bir akşam beni hırsızlıkla suçlayıp attırdılar pavyondan… Patron anlamadan, dinlemeden siktir etti beni…”

“Sonra rahmetli kocamla tanıştım yani Apoyla… Kabadayıydı, hapisten yeni çıkmış daha… Adı yeni yeni duyuluyor Adana’da… Herkesin korktuğu, çekindiği biri ama aslında mert, yürekli, sapına kadar Adana çocuğu… Beni o halimle kabul etti… 30 yaşında o zamanlar, ben de 15… Sevdik birbirimizi, bana ev açtı, beraber yaşamaya başladık… Kumarhane açtı biriyle ortak… Çok geçmedi bir akşam kavga çıkmış, adamın birini bıçaklamış… Allahtan adam ölmedi, üç sene verdiler… O üç sene her hafta ziyaretine gittim… O çıkana kadar bekledim onu… Yaşım genç ama Aponun dostu olduğumu bildiklerinden kimse yanıma yaklaşamıyor… Aponun adamları sürekli evin etrafında beni korumadalar…”

“Neyse, iki senenin sonunda Apo çıktı içerden… Pavyon açtı bu sefer… Beni de işe ortak etti, pavyon işinde ondan daha deneyimliyim ne de olsa… Beraber işlettik orayı epey zaman… Sonra gene kumarhane işine döndü… İyi paralar kazandık… Kazandığı paralarla tefecilik de yapmaya başladı… Kazandıkça kazandı, düşmanları da arttı tabii… Birkaç defa öldürmeye kalktılar ama her seferinde kendini kurtarmasını bildi… Ara sıra ufak suçlardan içeri giriyordu… Yasadışı kumarhane işletmek, ruhsatsız silah bulundurmak falan… O içerde olduğu zamanlarda işleri ben idare ediyordum…”

“Apo güçlendikçe düşmanları arttı ama dostları da arttı… Zengin kodamanlar, fabrikatörler, turizmciler, galericiler, banka müdürleri, milletvekilleri, emniyet müdürleri bir sürü yüksek mevk**e dostu vardı… O yüzden fazla ilişemiyorlardı içerdeyken…”

“Epey zaman böyle geçti gitti… Kıbrıs’ta bir kumarhane açtık… Ama Kıbrıs bizim için bilmediğimiz sular… Ortak olduğumuz herif bizi dolandırıp kaçtı, ordaki hükümetle başımız derde girdi… Para kazanacağız derken elimizdekinden de olduk…”

“Fazla sürmedi Apo hastalandı, çok geçmeden de öldü gitti… Ondan sonra işleri tamamen ben aldım… Adımız da Hanımağa’ya çıktı… Aponun bütün borçlarını ödedim… Dostlarıyla dostluğumu sürdürdüm… Onun için arada sırada göstermelik baskınlar yapıyorlar kumarhaneye… 1-2 hafta kapatıp yerini değiştiriyorum, yeniden açıyorum… Onlar işini yapmış oluyor, ben de kendi işimi… Oteli sattım, eski pavyonu kapatıp şimdiki kulübü açtım… Yenisi de yakında açılacak… Kumarhaneye yatırım yaptım… Müteahhitlik… Gerisini de sen biliyorsun zaten…”

“Anlayacağın 45 yaşıma gelene kadar en az 10 kişinin hayatını yaşadım ben… Bugünlere kolay gelmedim… Apoyu çok sevdim, o da beni çok sevdi ama ibnelik yapmaktan da geri kalmadı… Onu kaç defa karıların koynundan aldığımı unuttum…”

“Annemi hapisten çıktıktan sonra himayem altına aldım… Tedavi ettirdim, hacca gönderdim… Ev aldım ona, orada hizmetçisiyle yaşıyor şimdi…”

Sözleri biterken gözleri nemlenmişti. Bir sigara yakıp yeniden rakı koydu kadehine. Karım birkaç cümlede anlatmıştı onun hikayesini ama gerçekte daha uzun, daha dokunaklı ve acıydı… Biz her gece başımızı yastığa koyup mışıl mışıl uyurken Hanımağa çileler, acılar, yokluklar çekmişti. Sokaklarda yatmıştı. Engel olmaya çalışsam da hikayesi beni de duygulandırdı, gözlerim buğulandı…

Yeniden koyduğu rakımı içerken karım aradı. Dün geceden beri konuşmamıştık. “Teyzenle birlikte balkonda rakı içiyoruz!” dediğimde çok sevindi. Hanımağa ile aramı iyi tutmamı söyleyen kendisiydi. Cumartesi olduğundan çocukları gezmeye götürdüğünü, daha yeni eve girdiklerini söyledi. Benden sonra Hanımağa ile görüştü. Kapatırken “Teyzemi sakın üzme!” dedi. “Sen merak etme!” dedim karşılığında.

Artık hava kararmıştı. Evlerin ve bahçenin ışıkları yanıyordu. Plajda ve sahilde kimse yoktu. Denizin dalgalarının sesi bize kadar geliyordu. Bir süre sessizce içtik rakımızı. Bu ara Hanımağa birkaç telefon görüşmesi yaptı. Önce adamlarını sonra da bu akşam kulüpte ağırlayacağı adamlardan birini aradı. Gelemeyeceği için özür diledi ama “Ben olmasam da sizi en iyi şekilde ağırlayacaklar!” dedi. Karşıdaki adam çok memnun kaldı bu sözlerden.

İki kadeh beni çarpsa da Hanımağa halen kendindeydi. “Başım dönüyor. Ben biraz içerde uzanayım!” dediğimde “Tamam canım!” dedi. İçeri geçecekken elimden tutup geri çekti, “Tuğrul!” dedi. “Ne oldu!” diye sordum, altımdaki yer sallanıyordu sanki. “Bana attığın tokat var ya, onu atmasaydın seninle yatmazdım!” dedi. “Hadi be!” dedim ama tam da ne demek istediğini anlamamıştım.

Onu alnından öptükten sonra yatak odasına geçip uzandım. Uykuya dalmam çok sürmedi…

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kategori: Sex Hikayeleri

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

pendik escort adapazarı escort adapazarı escort gaziantep escort antep escort ensest hikayeler pendik escort kartal escort maltepe escort pendik escort izmir escort şirinevler escort sakarya escort ankara escort izmir escort bahis siteleri canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis sakarya escort